Tel: +90 541 897 1234 | Destek MSN: bilgi@erzincan24.com
Yazılım - Görsel Tasarım: BG Medya
![]() Cengiz BAHŞİ cengizbahsi@hotmail.com |
Yavaş şehirler hareketi, 20 Haziran 2000 tarihinde Roma’da yapılan imza töreniyle hayata geçmiştir. Bu proje için İtalya’daki 32 şehrin idarecileri bir araya gelerek adını “cittaSlow”(Sakin Şehirler) verdikleri bir projeyi imzalamışlardır.
Özellikle yaşlanan dünyanın ilgisini çekmek için, Avusturya, Güney Kore, Hırvatistan, Almanya, İspanya, İngiltere, İskoçya, İsveç gibi ülkelerde 100’yakın şehir “Yavaş Şehir” sertifikasına sahip bulunmaktadır.
Dünyada ilerleyen yavaş şehir akımına Türkiye’den ilk adaylık başvurusu ise İzmir’in Seferihisar ilçesinden yapılmıştır.
Yaşanılabilir şehirler yaratmak fikrinden yola çıkan “Yavaş Şehir” akımı, gürültü kirliliğini ve trafiği kesmek, yeşil alanları ve yaya bölgelerini artırmak, yerel üretim yapan çiftçilerle bu ürünleri satan dükkân ve lokantaları desteklemek ve yerel estetik öğeleri korumak gibi, 50’den fazla taahhüt içermektedir. Nüfus yoğunluğu az olan küçük şehirlerin, doğal güzelliklerini, geleneksel yaşam biçimlerini, yerel sanatını korumayı özen göstererek, kaliteli yaşamı desteklemeyi esas alan yavaş şehirler, kentsel yaşamdaki yoğun tempoyla mücadeleyi amaç edinirler.
Zevksiz, ruhsuz, donuk, betonlaşmış şehirlerden, yoğun trafikten, hızlı tempodan bunalan insanlar için biçilmiş kaftandır yavaş şehirler.
Sabah kalktıklarında korna sesi yerine, sakin bir şehirde gözlerini açmanın mutluluğunu yaşamak isteyenlerin,
Kendisine, ailesine ve çevresine daha çok zaman ayırmak isteyenlerin,
Her türlü gürültüden uzak, temiz bir havada, ayağı toprağa değerek yürüyüş yapmak isteyenlerin adresidir yavaş şehirler.
Zevksiz reklam panolarının göze çarpmadığı, gösterişten uzak, sadelikten hoşlanan insanların mekânıdır yavaş şehirler,
Koşuşturma canın olmadığı, yavaş yavaş, tadına vararak yaşamak isteyenlerin arzusudur yavaş şehirler.
Süper marketlerin yerini mahalli dükkânların aldığı, fast food’ların yerine ev tarzı yerel yemeklerin önerildiği, genetiğiyle oynanmış ürünler yerine organik doğal ürünlerin rağbet gördüğü, araba yerine bisiklet kullanımının yaygınlaştırıldığı yerlerdir yavaş şehirler.
Erzincan’ın şehir yaşamına ve doğa koşullarına bu bakış açısıyla baktığımız zaman “Yavaş Şehir” yaşam kriterleriyle bir uygunluk içerisinde olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.(Kemaliye içinde benzer düşünceleri taşıyabilmek mümkün)
Çünkü bu şehirde yapaylık yoktur. Şehrin ruhunda bir sadelik, Sakinlik mevcuttur. Her şey sükûnet, içerisinde hareket etmektedir.
Erzincan’da yaşayan insanlarda bir telaşa, bir yerlere yetişme, kuyruklarda bekleme, ayakta yemek yeme gibi kalabalık şehir yaşamlarından eser bulamazsınız.
Tek veya iki katlı olan evlerin, sebze, meyve yetiştirmek için bir de arka bahçeleri bulunmaktadır. Zaten şehirde yaşayan insanların köyleriyle olan bağlantıları 20 ile 30 km mesafesindedir ki, köy ve şehir yaşamı iç içedir.
Olaya ticari bir gözle bakmadığınız zaman Erzincan’da yaşayabilmenin verdiği huzur ve hazzı başka bir yerlerde bulmak çok kolay olmasa gerek.
Ama öncelikle Erzincan’da yaşayan insanların bunun farkında olması, çocuklarına huzurlu bir şehirde yaşadıklarının ve bunun farkındalıklarının anlatılması gerekmektedir. İnsanların üzerindeki aşağılık kompleksinin kalkması sağlanmalıdır. Sürekli şehrin nüfus oranının azlığından, ticari hayatın durgunluğundan, fabrikaların bacasının tütmediğinden, bu şehrin bir memur şehri olduğundan yakınılmaktadır.
Erzincan’ı sadece kapital değerlerle değerlendirmekten vazgeçmeliyiz.
Erzincan’ı, teknolojinin hızlı temposundan bitkin düşmüş, kalabalıklardan, sesten, betonlaşmadan, yorgunluktan bunalan insanlar için bir sığınak, huzur bulunan bir liman olarak lanse etmeliyiz.
Erzincan, “Yavaş Şehirler” birliğine üye olabilir mi? Kriterleri buna müsait mi? Kent yöneticilerine böyle bir öneri sunmuyorum. Şehrin frenine basıp hızını keselim de demiyorum Sadece kentin güvenli, sükûnetli ve benzeri karakteristik birtakım özelliklerinin korunmasını, fazla betonlaşmadan çevre kalitesini artırmasını, kültür ve geleneklerinin korunması ile şehrin ruhuna uygun yeni şehircilik anlayışlarının geliştirilmesidir dileğim.
