
27 Aralık 1939'da Erzincan'da Anadolu tarihinin bilinen en büyük ve en yıkıcı depremi meydana geldi.
Aralık ayının 26/27. gecesinde, gece ortası saat 02.00 sularında, yani uyku gafletinin en derin olduğu vakitte meydana gelen bu depremin büyüklüğü bazı kaynaklarda 7.9, bazı kaynaklarda ise 8 olarak gösteriliyor.
52 saniye kadar devam eden bu yıkıcı depremin merkez üssü Erzincan'dı. En fazla can ve mal kaybı da burada yaşandı. Ancak, bu büyük sarsıntı Sivas'tan Samsun'a, Tokat'tan Kırşehir'e, Amasya'dan Ankara'ya, Kayseri'den, Ordu'ya kadar genişleyip uzayan (400x200 km) büyük bir alanı da etkiledi.
Deprem sonrası yapılan can kaybı ve hasar tespitlerine göre, yaklaşık 40 bin insanın hayatını kaybettiği, 100 binden fazla insanın yaralandığı ve tahminen 115 bin binanın da yıkıldığı ortaya çıktı.
Ortadaki rakamlar, en büyük yıkımın Erzincan'da yaşandığını gösterdi. Ölümlerin bir kısmı da, musibetin kara kışta ve şiddetli soğukların (–30 derece) yaşandığı günlerde meydana gelmesi sebebiyle olmuş. Zamanın hükümeti, yardım ve kurtarma hizmetlerinde son derece âciz ve çaresiz kaldığı, Vatandaş kendi başının çaresine bakmaya adeta mahkûm edildiği belirtiliyor. Aynı günlerde bir nevi seferberlik ilân edilmiş, hatta takviye için hapishanelerdeki mahkûmlar bile serbest bırakılmış; ancak, yine de gerekli yardım ve kurtarma çalışmalarında had safhada gecikmeler yaşandığı hatırlatıldı.
istatistik kayıtlarında, 1939 depreminden evvel 20 bin civarında olan Erzincan'ın şehir merkez nüfusu, depremden sonra 12 bine düşmüş, diğer ölümler ise, Erzincan'ın ilçe ve köyleri ile diğer çevre illerde meydana geldi. Bu depremin hem karlı bir kış mevsiminde, hem gece karanlık bir vakitte, hem de şiddetli soğuklar altında meydana gelmiş olmasının yanı sıra, o tarihten uzun yıllar sonra (52 sene sonra), yani 1992'de (13 Mart) yine aynı vilayette meydana gelen yıkıcı bir deprem (6.8 şiddetinde) daha var ki, bu, hakikaten hem kışta, hem karlı bir gecede (saat: 19.20), hem de Ramazan ayı ve tam da teravih vaktinde meydana geldi.
‘DEPREM KORKUSUNU AŞTIK’
Erzincan Belediye Başkanı Mehmet Buyruk, 1939 ve 1992 yıllarındaki depremlerde büyük can ve mal kayıpları yaşayan kentte artık deprem korkusunun aşıldığını depreme karşı önlemlerin alındığını belirterek buna bağlı olarak yatırımların arttığını söyledi.
Türkiye'nin 20'nci yüzyılda yaşadığı en büyük afet olan 1939 Erzincan depremini kaç kişi hatırlıyordur bilemem ama Erzincan bu felaketi tarihiyle tanımlar. 32 bin 962 kişinin öldüğü açıklanan 7.9 büyüklüğündeki depremi, 1992 yılında yüzlerce kişinin hayatını yitirdiği 6.8 büyüklüğündeki deprem izler. Her iki depremde de Erzincan'da deyim yerindeyse taş üstüne taş kalmamıştır. Erzincanlıların hafızasında derin izler bırakan her iki deprem bugüne kadar yatırımların önünde engel olarak görülmüş. Ta ki 1999 Marmara Depremi'ne kadar. Bana göre, Marmara Depremi yaşanıncaya kadar Erzincan ve Afyon gibi bir iki kent depremle anılıp yatırım yapılmazken, Marmara Depremi ile aslında Batı illeri dahil Türkiye'nin önemli bölümünün deprem bölgesi olduğu daha iyi anlaşıldı. istanbul'da her an deprem felaketi beklendiğine işaret eden Buyruk, şu görüşleri dile getirdi: "Marmara Depremi ile birlikte deprem nedeniyle Erzincan'a yatırım yapılmaz korkumuzdan kurtulduk. 1999 yılındaki deprem de gösterdi ki, depremden korkulmaz, depreme dayanamayacak binalardan korkulur. Erzincanlı işadamı bu korkuyu aştı. Deprem riski nedeniyle yatırım yapmaktan tereddüt eden işadamı olduğunu sanmıyorum. Deprem olgusunu kafamızdan sildik. Deprem nedeniyle kalkınılamayacaksa, Japonya kalkınamazdı" dedi.
erzincan24.com // Kemal ARDUÇ




